internet Bağımlılığı Hastalığı

Kategori: Yaşam - 154Yorum Yazın
internet Bağımlılığı Hastalığı

internet bağımlılığı çağımızın hemen hemen her anne baba tarafından müzdarip olunan modern zaman hastalığı! Başta ödül diye alınan tabletler, telefonlar, bilgisayarlar ve sonu sinir krizlerine, uykusuz gecelere, hatta ölümlere varan bir hezeyan..

Geçmişten günümüze “bağımlılık” deyince aklımıza ne geliyor? İçki, kumar, uyuşturucu, sigara… Bunlar eskide kaldı dostlarım! Artık bağımlılıkta da yeni bir moda var: İnternet bağımlılığı. Çocuklarımız, gençlerimiz bir günün dörtte üçünden daha fazlasını internette geçiyor. Gerek oyun oynayarak gerek sohbet ederek gençlere internetten çıkmamak için bahane çok. Bu süre hele çocuk veya genç birey tatil aylarında ise çok daha artıyor. İstatistiklere bakmaya korkar olduk. İnternette geçirilen anormal süreler kuşkusuz bir bağımlılık. Ancak bu duruma bağımlılık demek çocuklarımızda ve gençlerimizde gösterdiği etkileri görünce çok masum kalıyor. Bu bağımlılık, evet maalesef ki, bir hastalık…

İnternet bağımlılığı “en çağdaş hapishane” olarak ifade edilmeye çalışılıyor. Ve gün geçtikçe aslında her evin çocuk odası, genç odası sanki de birer hapishane haline gelmeye başlıyor. Anne babaların, uzmanların internet bağımlılığından yakınmaları sanki klasik bir şeymiş gibi bir kulaktan girip bir kulaktan çıkar oldu. Çünkü bu gerçek o kadar çok fazla yerde ki, insanlar garipsemiyor. Çünkü hemen hemen her evde bir internet bağımlılığı hastası barınıyor.

Şimdi gelin aslında hepimizin bildiği, tanıdığı bu internet bağımlılığı hastalarının gelişim evrelerini şöyle kısaca bir gözden geçirelim. Ta bebeklikten başlar bu bağımlılık. Önce toplu taşımalarda veya misafirliklerde ya da evlerinde ağlayan bebekleri susturup kandırma niyetiyle hemen telefondan bir çizgi film açar eline veririz. Nasıl bir zehirli sarmaşığa baktığından habersiz zavallı bebek de gördüğü renkli ifadelere dalıp bir süreliğine susar. Sen de böyle yapıyordun değil mi şuan bu yazıyı okuyan sevgili anne?
Yavrumuz biraz daha ele avuca gelir ve bu sefer daha da profesyonel hale gelmiştir. Ortalama 2 – 3 yaşlarında bir çocuk anne veya babasının telefonunda hiçbir yardım almadan istediği oyunu açıp, komutları yönetebilir hale geliyor. Yani yetişkin bir insan gibi telefon kullanabiliyor. Üstelik çocuk ya bu, bir bakıyorsunuz artık çocuğunuz sürekli sizin telefonunuzu elinizden düşürmez olmuş. E tabi biraz işinize de geliyor. Ne güzel işte, ne ağlıyor ne sıkılıyor. Çocuk uslu uslu (!) oyun oynuyor…

Gel zaman git zaman çocuğumuz daha da büyür ve bir bakmışız ilkokul çağlarına gelmişler. Önceleri lunaparka gitmek olan ödüller; oyuncak bebek, araba olan hediyeler ne ara bilgisayarlara, cep telefonlarına döndü? Çocuklarımızı bu illetten kurtarmak istiyoruz, evet çok üzülüyoruz bu hallerine ama çuvaldızı biraz da kendimize batırmakta fayda var. Artık yalap şalap yapılıp bir anca bitirilen ödevler sonrası bilgisayara koşmacalar devri başlamış oluyor. Ve tahmin edebileceğiniz gibi süreç artarak devam ediyor. Olumlu bir yönde mi yoksa olumsuza doğru artan bir süreç mi olduğunu tahmin etmek pek de zor değil.

Özellikle ergenlik çağına girmekle birlikte erkek çocuklarında bilgisayar oyunu devri başlıyor. İnternet bağımlılığının içinde özel bir alan oluşturan oyun bağımlılığı bu kulvarda en tehlikeli alanı oluşturuyor. Oyunlara harcanan zaman git gide daha da artıyor. Çocukta yaptığı sinir ve stres de çabası… Sonu ölüme, cinayete kadar varan bomba haberler de karı… (bkz. Musa Kan)

Çocuklarımıza hediye olarak çok klasik olacak ama kitap alıp beraber kitap okuma saatleri yapmaya, ödül olarak spor kurslarına, yabancı dil kurslarına göndermeye ne dersiniz. Sadece ufak bir fikir. Ama denemeye değer…


Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!